İmmediyat Yüklenen İmplantlara Yönelik Soket Odacığı Kavramı

Diş çekimi yarasına yönelik sekonder yara iyileşmesi, diş kaybı yaşandıktan hemen sonra kök şekilli bir bileşen ile mühürlenerek bir primer dahilinde değiştirilebilir. Sonuçta ortaya çıkan odacık, iyileşme ve yeni kemik oluşum potansiyeli oldukça yüksek olan kan ile doldurulur. Bu "İyileştirme Gücü", immediyat implant yüklemelerinde de avantajlı olabilmektedir.

Agresif bir implant vida tasarımı için yeni bir çekim soketinde yeterli düzeyde primer stabilite olması gerekmektedir. Minimal bir invaziv tedavi zorunludur. Bu tedavi kapsamında flapsız diş çekimi, son dayanağın takılması (tek sefer tek dayanak) ve fonksiyonel olmayan oklüzyon ile geçici kron takılması gerekmektedir.  Bunun peri-implant yumuşak dokuyu kök şekilli bir servikal parçayla mühürlemesi ve desteklemesi gerekmektedir. Sonuç olarak stok bir dayanakta derin bir kron marjı olur ve sement fazlalığı olmaması için ağız dışı sementasyon tekniğine başvurulmak durumunda kalınır [1]. Kanla dolu odacık, iyileşerek kendi kendine tamamen kemikleşir [2]. Bukkal kemik lamelinin olmadığı durumlarda zarların yerleştirilmesi ve kemik yerleştirme malzemeleri, gereken dogmatik uygulama özelliklerini kaybeder [3]. Böyle bir immediyat restorasyon, geçiş bölgesinde diş reimplantasyonuna benzer. Bu işlem sayesinde papila da dahil olmak üzere orijinal çıkış profilinin de korunması sağlanır.

Bu dersin sonucunda katılımcılar, ağız dışı sementasyon tekniğinin, semente bağlı peri-implant marjinal kemik kaybını en aza indirgediğinin farkına varacak, yeni çekim soketlerine yerleştirilen implantların, tamamen kemikleşme olması için primer iyileşme sağlayıp kan odacığı oluşturarak immediyat restorasyon adına agresif bir vida tasarımına sahip olması gerektiğini anlayacak ve kaybedilen tek bir dişin yerini alan implantlara yönelik genel iki randevulu iş akışını öğrenecekler.

Kaynakça: 

[1] Frisch E., Ratka-Krueger P., Weigl P., Woelber J.: Semente bağlı peri-implant marjinal kemik kaybını en aza indirgemeye yönelik ağız dışı sementasyon tekniği: İnce bir çinko oksit sement tabakası, yeteri kadar retansiyon sağlayabilir mi? Temmuz 2015

[2] Mainetti T, Lang NP, Bengazi F, Favero V, Soto Cantero L, Botticelli D. Çekim soketlerine immediyat olarak yerleştirilen implantlarda ardışık iyileşme. Köpekler üzerinde deneysel bir çalışma Klinik İmplant Diş Araştırmaları 2014 Aralık 18.

[3] Sarnachiaro GO, Chu SJ, Sarnachiaro E, Gotta SL, Tarnow DP.

Dudak Tabakası Yara Açılımı Kusurlarıyla Çekim Soketlerine İmmediyat İmplant Yerleştirilmesi Bir Klinik Vaka Serisi Klinik İmplant Diş Araştırmaları 2015 Nisan 27.

İmplant Dişçiliğinde Tek Diş Restorasyonunun Sıkıntıları

Medya, sosyal ağlar ve aldığı hizmetten tatmin olmuş hastaların sosyal çevrelerindeki olumlu düşünceler, diş implantları hakkında yüksek düzeyde farkındalık oluşturulmasına katkı sağlamıştır. Bunun sonucunda, tek diş kaybından sonra üç üniteli köprü kullanımında azalma olmuştur. Bu nedenle tek diş kronu, implantlarda görülen en yaygın suprastrüktür türüdür. Ağız boşluğunun ön ve arka bölgeleriyle ilgili olarak estetik ve güç ile ilgili gereksinimlerin önemi değişiklik göstermektedir.

İşin estetik kısmında özellikle dayanakların seçimi, implantın dikey konumlandırılmasıyla ilişkilidir. Bu da alveolar sırtın oro-vestibüler boyutuna bağlıdır. Orta yüz seviyesi, doğal karşı dişe oranla apikal kaybın hiç olmaması veya az olması (< 1 mm) ile tahmin edilebilirse, dikey bir doku büyümesi önlenebilir. Ayrıca, peri-implant yumuşak doku, ya dayanak ya da kronun servikal kısmıyla şekillendirilebilir. Kronun servikal kısmı, dayanak malzemesinin (titanyum veya seramik) seçimini de etkiler. Kısacası yumuşak dokunun şekli, rengi ve korunması, bir implantın yük kapasitesinden daha önemlidir.

Azı dişi bölgesi, çiğneme kuvvetinin en yüksek olduğu yer olarak bilinir. Tek diş eksikliği görülen vakalarda komşu implantlara dağıtılamazlar ve peri-implanata indirgenemezler. İmplant bileşenlerine aşırı yük binmesi veya çabuk yorulma riskini en aza indirmek için aşağıdaki tavsiyelere göz önünde bulundurulmalıdır:

İmplant platformu ile oklüzal düzlem arasındaki dikey mesafe mümkün olduğunca kısa olmalı. Bunun sonucunda, 0.5 mm'den fazla alt ket yerleşimi yapılmamalıdır.
Laterotrusyon, mediotrusyon ve retrotrusyondaki tüm temas noktalarının çıkarılması başta olmak üzere hassas oklüzal ayarlama yapılmalı.

Özellikle yan yana iki dış kaybından sonra dar boşluklarda birden fazla azı dişinin yeri doldurularak tek kron restorasyon yapılmamalı. Şiddetli dış gıcırtısı olan hastalar, gece plağı takmalı.

Sonuç: Teknik hata riski, tek azı dişi kronunun doğala yakın boyutlara dikey/yatay olarak indirgenmesiyle ve doğru ayarlı oklüzyon ile azaltılabilir. Dolayısıyla, genelde kısa implantlarda (<6 mm) görülen büyük dikey kantilever, implantın mekanik gücünün sınırlarına yakındır.

Bu dersin sonucunda katılımcılar, yumuşak doku bölgesinde estetik çözümlere yönelik dikey implant konumlandırma, oro-vestibüler alveolar sırt boyutu ve doğru dayanak tasarımı arasındaki bağlantıların farkına varacak, dayanak ve kronun servikal kısmı gibi farklı yumuşak doku şekillendirme yöntemlerini öğrenecek, implant/dayanak kırılmalarına yönelik risk faktörlerini ve bunların nasıl en aza indirilebileceğini anlayacaktır.

 

Paul Weigl CV